Cumartesi, Mayıs 26, 2007

Çok uzun zaman oldu.

Biliyorum, ama işler çok yoğundu. Sürekli seyahatlerden bir türlü fırsat bulamadım. Bu arada çok da şey biriktirdim ama.

2008'de tekrar bir dünya turu görünüyor ufukta. İyice ortalıktan kaybolmadan biraz görüneyim istedim...

Pazar, Kasım 26, 2006

Seks ve sevişmek

Sizce eş anlamlı mı bu iki kelime? Seks dediğimiz şey sevişmek midir?

Sevişmenin seksle hiç bir ilgisi yoktur. Bir meditasyona, bir ibadete dönüştüğünde, enerjiler eriyerek, birbirine karıştığında işte o bir sevişmedir. Bir eylem, eğlence ya da oyun değildir, bir adanmadır.

Bu tamamen aşk ile ilgilidir, çünkü aşk gevşediğinde yaşadığın deneyime en yakın yaşanan şey. Sevemezsen, gevşemen imkânsız. Gevşeyebilirse ancak sevgi dolu bir yaşama sahip olabilir insan.

Pazar, Eylül 10, 2006

O an...

Ânı yaşamakla ilgili olarak çok güzel bir şey daha okudum dün: "Ânı yaşayın, çünkü şu an için doğru olan, yarın yanlış olabilir."

Süper değil mi? Yapılacak şey tutarlı olmamak. Yaşamaya çalışmak. Bütün tutarsızlıklarla, ânı, geçmişi referans almadan, ya da geleceği referans almadan yaşamak.

İşte o an, ne yaparsan yap, kendine özgü bir güzelliği olacaktır.

Cuma, Ağustos 25, 2006

Değersizlik üzerine...

Hayata direk negatif başlıyor insanlar. Belki kültürel, belki de dinlerin getirdiği bir alışkanlık. İnsan doğuştan günahkârdır örneğin bazı dinlerde. Her şey öncelikle sana kendini değersiz hissettirmeye çalışır.

Bu nedenle de temel amacımız bir değerimizin olduğunu kanıtlamaya yöneliktir. İyi bir iş, futbolda madalya, üniversite sınavı, iyi bir eş... Her basit neden kendimizi kanıtlamak için bir şanstır.

Yeni tanıştığım topluluklarda özellikle izlemeye geçerim. İnsanlar en çabuk yoldan aslında ne kadar önemli, zengin, kariyerli yani kısaca değerli olduklarını ispatlamaya çalışırlar. İlk atağa geçen, en sorunlusudur. Dayanamaz, hemen atağa geçer. Bazılarıysa çok zekidir. Hemen atmazlar kendilerini ortaya, zekice cümlelerin içine gizlemeye çalışırlar. (Örneğin bir şey yiyorsanız, Milano'da şöyle yaparlar demezler ama bunun çileklisini yaparlar, daha zarif oluyor filân derler, anlarsın sen elemanın seyahat ettiğini)

Osho diyor ki "İnsanın başına gelen en büyük felâket: başarı fikri, 'başarılı' olma zorunluluğu."

Bu yanlış, derhal kurtulun bundan...

Cuma, Ağustos 18, 2006

Salata yiyen erkekler

Pek moda oldu bu tartışma. Ben de katılayım ucundan biraz.

Yemeğe çıktınız erkek arkadaşınızla. Eleman kendine salata ısmarladı. Ne düşünürsünüz?

Eğer kadın olsaydım, uzaklaşmanın yollarını arardım sanırım.

Çünkü salata yiyen erkekler vücutları konusunda takıntılı olabilirler. Mükemmeliyetçi olma ihtimalleri de yüksektir. Kadınlar maskülen erkek tercih ederler genelde (maço değil).

Bilemiyorum ne derecede tatmin edebilir sohbetleri?

Bence ideal erkek direk kırmızı ete dalandır. Görgüsüne göre kebapta olabilir, soslu bir bonfile de. Yanında rakı da olabilir, kırmızı şarapta.

Ama salata yanında soda içen bir erkek... Hayâl bile etmek istemiyorum.

Perşembe, Ağustos 10, 2006

Tatil manzaralari

Bu Ruslar âlem millet. Onlar olmasa ne olur hâlimiz merak ediyorum yâni. O kadar çok farklı şekillerde etkileri oluyor ki;

Bir kaçını ben sayayım, gerisini siz söyleyin;

1. Ucuz mucuz tesisleri dolduruyorlar. (+)
2. Abazalarımıza cinsel destek oluyorlar. (-)
3. Erkeklere kadın tavlamanın ne kadar kolay olduğunu ispat ediyorlar (-)
4. Erkeklere bir kadının aslında nâsıl davranması gerektiğini gösteriyorlar (+)
5. Bir çok erkek, karısını bırakıp, biriyle evlenmeyi tercih ediyor (-)

Pazartesi, Temmuz 10, 2006

Tatil

İzmir'i bilirsiniz. Yaz geldi mi program diye bir şey kalmaz. Dışarıda yaşarız genelde.

Tüm hafta sonu Çeşme'de, hafta içi de -en az- iki kez gideriz. Geriye kalanlarda da dışarıda bir şeyler içmeyle filân geçer.

İhmal ettik yâni burayı, arada uğramayı istesem de söz veremiyorum. En kötü olasılıkla sonbaharda görüşürüz.